Dünya Mirası… Pamukkale

0
34

Travertenlerin bembeyaz dokusu ve tarihin izlerini taşıyan eşsiz Hierapolis Antik Kenti ile adından söz ettiren Pamukkale, dünyanın en büyük turizm merkezlerinden biri halini almış başlıca güzelliklerimizdendir. Hem kültürel hem doğal bir miras olan bölgenin merak edilenlerini açıklayalım.

Ege’nin beyaz masalı diye bahsedilen, barındırdığı tarihi dokuları ve antik kentleriyle şehrin en canlı, en merak uyandıran ilçesi olan Pamukkale 1988 yılından beri UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesinde bulunmaktadır. Travertenlerinin ilk halinin yumuşaklığı ve pamuk gibi beyaz renkli oluşu nedeniyle Pamukkale adını alan bölgede, 35-100°C sıcaklık değerleri aralığında 17 sıcak su alanı bulunuyor. Traverten çok yönlü, çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşan bir kayadır. Pamukkale termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35-100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. Pamukkale termal kaynağı, bölgesel potansiyel içindeki bir ünitedir. Kaynak, antik dönemlerden beri kullanılmaktadır. Şifalı suları sindirim, solunum, dolaşım ve deri hastalıklarına iyi geliyor. Bir zamanlar travertenleri yok etme aşamasına getiren; antik hamam yapısı ile travertenlerin arasında yer alan otellerin kaldırılması ile tekrar eski beyazlığına kavuştu.

Travertenlerin korunması için çeşitli önlemler alınmıştır. Alana özel araçlar ile ulaşım kesinlikle yasak. Uzağa park edip belediyenin koymuş olduğu toplu taşıma araçları ile bölgeye gidebilirsiniz. Çevrede bulunan oteller de travertenlerin uzağına taşınmış. Ayrıca gelen turistler artık travertenlerin her yerinde gezinemiyorlar. Bunun yerine turistler için ayrılmış yerler ziyaret edilebiliyor. Turistler için açık olan teraslarda suya girilip yüzülebiliyor. Ayrıca ayakkabı ile girmek yasak. Bunun içinde yanınızda ayakkabılarınızı koyabileceğiniz bir poşet getirmenizi öneririz. Çoğu turist yanına travertenlerden hatıra olsun diye parça koparıp almaya çalışıyormuş. Yılların oluşumunu oradan koparıp almak doğaya verilen en büyük zararlar arasında. Ayrıca koparılan o parça yerinde durduğu gibi bembeyaz kalmıyor. Zamanla kararmaya başlıyormuş.

Sadece oteller, araçlar ve turistler açısından bir önlem alınmamış. Ekstra olarak su akıtma sistemi de kontrol altında tutulmaya başlanmış. Kaynaktan sürekli olarak suyun akması travertenlerin yosun tutup sararmasına neden oluyor. Bunun olmaması için de Pamukkale Belediyesi suyun akışını da kontrole almış.

Pamukkale’nin Oluşumu

Pamukkale’nin mitolojide nasıl oluştuğu hakkında birkaç hikâye var. Efsaneye göre bu benzersiz coğrafya yakışıklı çoban Endymion ile Ay Tanrıçası Selene’nin aşkının ürünü. Çoban Endymion aşkı Selene’ye tam burada kavuşmuş. Bir araya gelmenin mutluluğuyla kendisinden geçerken ineklerini sağmayı unutmuş. İneklerin memelerinden süzülen sütler Pamukkale’yi oluşturmuş.

Diğer bir hikayeye göre bir çoban kızı bir gün artık çirkinliğinden bıkarak canına kıymak ister ve kendini Hierapolis’in sularına bırakır. O sırada oradan geçen bir prens atından fırlayarak kızı ölümden kurtarır.

Hierapolis sularının şifalı olduğunu bilmeyen çoban kızı, prense öfkelenir. Prens, “Bu kadar güzel bir kızın neden ölmek istediğini anlayamadığını” söyler. Çoban kızı şaşkınlık içerisinde sudaki aksine bakar. Gerçekten de o çirkin kız gitmiş, yerine dünyalar güzeli bir kız gelmiştir.

Hierapolis Antik Kenti

Pamukkale Travertenleri’yle iç içe olan kent, içindeki çeşitli tapınak ve dinsel yapılarının varlığından dolayı aynı zamanda Kutsal Kent olarak da bilinir. Denizli’nin hem doğa hem de kültürel mirasları arasında bulunan ve MÖ 2. Bergama kralı Eumenes tarafından kurulduğu, adını ise Bergama’nın kurucusu Telephos’un eşi Heira’dan geldiği düşünülmektedir. Roma İmparatoru Neron zamanında güçlü bir depremle hasar gören şehir aynı süreçte baştan aşağı yenilenmiştir. Tapınakları, antik tiyatrosu, tarihin izlerini taşıyan kapıları, surları, caddesi, kilisesi, gizemli mağarası ile dünyanın dört bir yanından ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Hierapolis Antik Tiyatro, Pamukkale gezilecek yerler arasında. MS 60’taki büyük depremden sonra MS 62’de yapımına başlanan tiyatro MS 206’da tamamlanmış. Kentin antik tiyatrosunun sahnesinin önemli kısmının hâlâ ayakta. Apollon ve Artemis’in doğuşundan diğer tanrılar ve devler arasındaki savaşlara kadar birçok mitolojik olayın kabartmalarla betimlenmiş. Grek tarzında yapılan Hierapolis Antik Tiyatro’nun manzarasının nefes kesici olduğunu görecesiniz.

Antik kentte bulunan ve Kleopatra Havuzu olarak da bilinen, MÖ 7. yüzyılda gerçekleşen bir deprem sonrasında oluşmuştur. Şehrin göbeğinde bir göçüğün meydana gelmesi ve Agora meydanına ait yıkılmış sütunların bu göçüğün içerisindeyken termal suların alanı doldurmasıyla şu anki görkemli halini almıştır. Sıcaklığının 36 derece olması ve yaz-kış bu durumun hiç değişmemesi başlıca özelliklerindendir. Roma döneminde çok ünlü bir sağlık merkezi olarak da kullanıldığı düşünülen havuz, yapılan araştırmalar sonrasında içerisindeki suyun pek çok hastalığa şifa olduğu anlaşılmıştır.

Kleopatra Havuzu

Cehennem Kapısı

Cehennem Kapısı “Pluto’s Gate” veya “Ploutonion” adıyla tanınan mağara Hierapolis’te yer alıyor. Burası Tanrı Plouton ve eşi Persophone’nin hüküm sürdüğü yeraltı dünyasının giriş kapısı olarak kabul ediliyordu. Cehennem Kapısı Plutonium’un (Cin Deliği) yanında büyük bir kutsal alan var, Apollon Tapınağı. Tapınak, eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerinde kurulmuştur.

Hades ve 3 Başlı Köpeği Plutonium Mağarası (Cin Deliği)

Oldukça sıra dışı olan bu doğal mağara, fay kırığından çıkan termal suyu ve kendisine yaklaşan canlıların ölümüne yol açtığı düşünülen bol miktarda karbondioksit gazı bulunduruyor. Antik dönem zamanında, yer altı tanrısı Hades’e, tören eşliğinde kurban verilen bir yer olduğundan ‘ölüler ülkesine geçiş kapısı’ olarak düşünülmektedir. Bilinenlere göre bu doğal mağaraya Hades için bir boğa sokulur, boğa zehirli gazdan dolayı ölür ve böylelikle tanrıya kurban edilmiş olur. Yer altının tüm hazineleri Hades’e ait olduğundan Romalılar onun ismini varlıklı anlamına gelen Plüton olarak değiştirmiş ve günümüzde de Plutonium, yani “yer altı tanrısının ülkesine geçiş noktası” adını almıştır.

Laodikya Antik Kenti

Laodikeia Antik Kenti, Denizli İli’nin 6 km. kuzeyinde yer almaktadır. Helenistik kent, M.Ö. 3. yy.’ın ortalarında Seleukos Kralı II. Antiokhos tarafından karısı Laodike adına kurulmuştur. M.Ö. 130/129 yılında ise bölge tamamen Roma’ya (önce Cumhuriyet, sonra İmparatorluk) bağlanmıştır. Hıristiyanlığın ilk 7 kilisesinden birine sahip olan kent, Erken Bizans Dönemi’nde metropollük seviyesinde dini bir merkez haline gelmiştir. Laodikeia, Hıristiyanlık dünyası için çok önemlidir. Çünkü kent M.S. 4. yy.’dan itibaren Kutsal Hac Merkezi olma gibi dinsel bir özelliğe sahip olmuştur. Bu nedenle İncil’de adı geçen ve Laodikeia Kilisesi adına vahiy gönderilen bir kentte Laodikeia Kilisesi’nin ortaya çıkarılması, bu kutsallığı bir kat daha artırmaktadır.

Laodikya Antik Kenti

Kilise, Büyük Constantinus zamanında (M.S. 306-337), Hıristiyanlığın M.S. 313 yılında Milano Fermanı ile serbest olmasıyla birlikte yapılmıştır. Bu yönüyle Hıristiyanlık dünyasının en eski ve en önemli kutsal yapılarından biri olma özelliğini korumaktadır ve bu nedenle yapı bir hac kilisesidir.

Karahayıt Kaplıcaları

Kızıl Su ismi ile de bilinen Karahayıt Kaplıcaları, Pamukkale merkeze yaklaşık 5 km. uzaklıkta konumlanıyor. Kaplıca suyu pek çok sağlık sorununa çare oluyor. Pamukkale Travertenleri’ne benziyor ancak içindeki minerallerden dolayı kırmızı bir renge sahip.  İçme kürleri sindirim sistemi, özellikle mide, karaciğer, bağırsak, safra yolu enfeksiyonları, hipostenik dispepsiler, safra kesesi ve safra yolları iltihapları, taşları, şişmanlık, diabet hastalıklarına iyi geliyor. Banyo kürleri ise, dolaşım sistemine ait hastalıklar, beyin, kalp ve çevresindeki atar damarlarda bulunan iskemik sendromlar, tansiyon değişimi, damar sertliği, astım ve bronşit vakaları, osteoartroz sınıfına giren ve bilhassa alt ekstremitlerde yerleşen romtizmal sendromlara, akut devresi geçirmiş ve stabilize durumda bulunan artritis sendromlarında oldukça etkilidir.

Karahayıt’ta bulunan turistik tesislerde kırmızı su ve termal çamur sayesinde bir çok hastalık ve sağlık sorunlarınıza şifa bulabilirsiniz.

Denizli bölgesi Türkiye’nin en kaliteli şarap markalarından Pamukkale Şarapları markasının da üretildiği bir yer. Bölgenin toprağında çakıl, kil, kireç taşı yoğun. Kara iklimi nedeniyle geceyle gündüz arasındaki sıcaklık farkı yüksek. Doğası, şaraplık üzüm yetiştirmek için oldukça ideal. Denizli’nin Güney İlçesi’nde üretilen Pamukkale Şarapları bağları gezilip görülecek yerlerden birisi. Bir aile şaraphanesi olarak kurulan Pamukkale Şarapları ilk yerli Şiraz’ı üreten bir marka. Mahzen, şaraphaneyi gezmek isteyen ziyaretçilere de açık. Özel bir ışıklandırma sistemiyle dekore edilmiş. Mahzende tadım bölümü bulunuyor.

Denizli’nin simgesi olan horoz heykelini görmeden gitmek olmaz. Şehir merkezinde bulunan bu horozun çok farklı bir vücut yapısı var. Hatta rengi de diğer horozlara göre çok farklı. Bu horoz şehrin simgesi haline geldiği için bir heykelini şehir merkezine yapmışlar. Heykel günümüzde turistlerin yoğun ilgisini görüyor.

Denizli’de gezilecek yerleri gidip gördükten sonra mutlaka Microlight uçuşu yapmalısınız. Uçuş süresi yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Bu süre boyunca motorlu planör olan Microlight ile Pamukkale’nin gezilecek yerlerini yukarıdan kuş bakışı olarak izleyebilirsiniz. Microlight ile çok farklı bir deneyim yaşayacağınıza eminiz. Pamukkale Travertenleri üzerinde uçuş yapmak yasak olsada Hierapolis Antik Kenti üzerinde uçarken travertenleri yukarıdan görebilirsiniz.

Denizli yaz aylarında oldukça sıcaktır. O yüzden yukarıda bahsettiğimiz yerleri görmek için en iyi zamanı Nisan-Mayıs yada Eylül-Ekim ayladır. Ünlü Buldan festivali Mayıs veya Haziran ayında yapılmaktadır. Gitmeden önce gününü araştırmanızı öneririz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here