Kasım ayında AŞK başkadır

0
39



Her mevsimin ayrı bir güzelliği var. Ancak bazı aylar daha güzel olur. Bu yazımızda sizde yurt içinde ve yurt dışında görülmesi gereken yerleri anlatacağız.

İSTANBUL

İstanbul’da gezilecek ve görülecek çok fazla yer, yapılacak çok fazla şey var. İstanbul’u keşfetmek öyle bir kaç güne, birkaç haftaya ya da aya sığdırılabilecek gibi değil. Kaldırdığınız her taşın altından, vurduğunuz her kazmadan başka bir tarihin, başka bir hikayenin gün yüzüne çıktığı İstanbul için turist rehberleri, gezilecek yer listeleri boldur.

Dünya medeniyetlerine ev sahipliği yapmış İstanbul’u 1-2 gün yada 1-2 hafta içerisinde bitiremeniz mümkün değil. Sahilinden, ormanlarına kadar tarih fışkıran bu şehri tam olarak bitirmeniz uzun yıllarınızı alabilir. Anadolu ve Avrupa yakasında tarihsel bir gezi sizleri bekliyor.

İstanbul’un 7 Tepesi : 7 tepe üzerine kurulan aslında İstanbul değil Roma’dır. Büyük Konstantin 330 yılında Roma İmparatorluğu’nun başkentini Roma’dan İstanbul’a taşırken bir çok kurum ve yapı gibi 7 tepe efsanesini de buraya uyarlamış, Haliç’in kenarındaki yükseltiler tepe ilan edilmiştir. 

Sultanahmet, Nuruosmaniye-Çemberlitaş, Süleymaniye-Beyazıt, Fatih Camii , Yavuz Selim Camii, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii ve Kocamustafapaşa İstanbul’un 7 tepesini oluşturur.

Kapalı Çarşı: İstanbul Nuru Osmaniye, Mercan ve Beyazıt arasında yer alan Kapalı Çarşı, Fatih Sultan Mehmet döneminde 1461 yılında inşa edilmiştir. İstanbul’un fethinden sonra şehrin imaretine başlanmış ve birçok paşaya bu görev verilmiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde yapımına başlansada, çarşı bugünkü büyük görkemini Kanuni Sultan Süleyman döneminde kazanmıştır ve ahşap olarak tekrar inşa ettirmiştir. Eski zenginlerin, mücevher, kıymetli maden, kürk ve murassa gibi değerli eşyalarının yanı sıra, devlet hazinesinin mülkü de buradaki kasalarda muhafaza edilmekteydi. Hatta Evliya Çelebi bu çarşıyı büyük bir kale olarak tanımlamaktaydı. O dönemde şehrin ekonomik gücü buradaydı. Daha sonradan Galata’ya yerleşen bankalar ve bankerler ekonominin merkezini oraya kaymasına sebep olmuşlardır. Günümüze kadar çeşitli deprem ve yangınlar geçiren çarşı, bugünkü halini 1894 yılındaki restorasyonla almıştır. Dünyanın en eski bankası, en eski ve en büyük alışveriş merkezi, en görkemli tarihi yapısı olan Kapalı Çarşı, bugün çağa ayak uydurmaya çalışan esnaf ve yönetimin elindedir. 

Ayasofya : Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise olup aynı yerde üç kez inşa edilmiştir. İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılmış, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlanmıştır. Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.

Birinci kilise, İmparator Konstantios (337-361) tarafından 360 yılında yapılmıştır. Üstü ahşap çatı ile örtülü, uzunluğuna gelişen (bazilikal) planlı birinci yapı, İmparator Arkadios’un (395–408) karısı İmparatoriçe Eudoksia ile İstanbul Patriği İoannes Chrysostomos arasında çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, patriğin sürgüne gönderilmesi üzerine 404 yılında çıkan halk ayaklanması sonucunda yakılıp yıkılmıştır. (Bugün patriğin mozaik tasviri, Ayasofya’nın kuzey tymphanon duvarında görülebilmektedir.)
Günümüzde ilk kiliseye ait herhangi bir kalıntı bulunmamakla birlikte, müze deposunda bulunan Megale Ekklesia damgalı tuğlaların bu yapıya ait olduğu düşünülmektedir.

İkinci Kilise, İmparator II. Theodosios (408-450) tarafından 415 yılında yeniden inşa ettirilmiştir. Bu yapının, beş nefli, ahşap çatı ile örtülü ve anıtsal bir girişe sahip bazilikal planda olduğu bilinmektedir.

Kilise, İmparator Justinianos’un (527–565) 5. saltanat yılında, aristokrat kesimi temsil eden maviler ile esnaf ve tüccar kesimi temsil eden yeşillerin İmparatorluğa karşı birleşmesi sonucunda çıkan ve tarihte “Nika İsyanı” olarak geçen, büyük halk ayaklanması sırasında 13 Ocak 532 yılında yıkılmıştır.

1935 yılında İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün A. M. Scheinder başkanlığında yapılan kazılarda, bugünkü zeminin yaklaşık 2.00 m altında görülebilen II. yapının Propylon’una (anıtsal giriş kapısı) ait basamaklar, sütun kaideleri ve On İki Havari’yi temsil eden kuzu kabartmaları ile süslü friz parçaları bulunmuştur. Ayrıca anıtsal girişe ait diğer mimari parçalar ise batı kısımdaki bahçede görülebilmektedir.

Günümüz Ayasofya’sı İmparator Justinianos (527-565) tarafından dönemin iki önemli mimarı olan Miletos’lu (Milet) İsidoros ile Tralles’li (Aydın) Anthemios’a yaptırılmıştır. Tarihçi Prokopios’un aktardığına göre, 23 Şubat 532 yılında başlayan inşa, 5 yıl gibi kısa bir sürede tamamlanmış ve kilise 27 Aralık 537 yılında törenle ibadete açılmıştır. Kaynaklarda, Ayasofya’nın açılış günü İmparator Justinianos’un, mabedin içine girip, “Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun” dedikten sonra, Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kastederek “Ey Süleyman seni geçtim” diye bağırdığı geçer.

Müzeyi ziyaret;  YAZ SEZONU- 1 NİSAN – 31 EKİM ARASI 09.00 – 19.00
Gişe Kapanış Saati: 18.00

KIŞ SEZONU- 1 KASIM – 31 MART ARASI 09.00 – 17.00
Gişe Kapanış Saati: 16.00

Giriş Ücreti: 72 TL. Müze Kart, müze gişelerinden temin edilebilmektedir.



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here